LEZZETLERİMİZ

 




Erzurum Cağ Kebabı

Yatık döner olarak da bilinen, kuzu etinden yapılan bir çeşit kebaptır. Kuzu etinin rahatsız eden kısımları, yani sinirleri alınır. Ete yalnızca soğan, karabiber ve tuz ile terbiye verilerek salamurası yapılmış olur.

Erzurum’a özgü olan Cağ Kebabı, önceden terbiye edilmiş etin yatık bir şiş üzerinde odun ateşi eşliğinde pişirilmesiyle hazırlanır. Cağ adı verilen şişler kullanılarak servis yapıldığından bu adı almıştır.

İlk kez duyanlar, “Cağ” ve “Tortum”un ne olduğunu merak ediyor. Çünkü Erzurum’da “şiş”e, “cağ” deniliyor.

“Yatık döner” olarak da adlandırılan Cağ Kebabı’nın öyküsü şöyle:

Odun ateşinde pişirilen etler, cağlara dizilerek kesilir. Cağ Kebabı’nın ilk ismi, ahbap kebabıdır. Erzurum’da dost sohbetlerinde yapılan ahbap kebabı, zamanla Cağ Kebabı’na dönüşmüş. Tortum, Erzurum”un bir ilçesidir. Cağ Kebabı’nın orijinal memleketi de Tortum olduğundan bu ismi almıştır.

İlk bakışta “ağır” gibi duran Cağ Kebabı son yıllarda çok revaçtadır. Bunun sebebi Cağ Kebabı’nda kullanılan kuzu etinin kolesterol değerinin, tavuk etiyle aynı, yumurtadan ise daha düşük olduğu bilimsel olarakta kanıtlanmıştır.

Kısacası, Cağ Kebabı ağız tadını bilen, damak tadına önem veren herkese hitap ediyor ve Meşhur Erzurum Kebap Salonu olarak bu tarifsiz lezzeti özel tarifleriyle sizlere sunuyor





Kadayıf Dolması

Tel kadayıf, elenmiş buğday ununa, içme suyu katılması suretiyle hazırlanan hamurun, tekniğine uygun olarak dökülüp pişirilmesiyle elde edilen bir lezzettir.

Selçuklu ve Anadolu Beylikleri zamanında verilen yemekler listesinde kadayıfın da bulunduğu ve kadayıfın tarihçesinin çok eskilere dayandığı bilinmektedir.

Tel kadayıfın Erzurum’da “kadayıf dolması” olarak adlandırılan ve içine ceviz konularak sarılıp yumurtaya bulanarak tavada özel sıvı ayçiçek yağında kızartılıp sonra şerbetlenmek suretiyle tüketilmektedir.

Erzurum’da kadayıf denince, akla ilk olarak Ramazan ayı gelmektedir. Kadayıf dolmasız bir iftar düşünülemez. Ramazan ayı boyunca iftaların vazgeçilmez tatlısıdır. İftarda kadayıf dolmasının olduğunu gören erkekler ve misafirler, hemen hemen her gün yedikleri halde yine de heyecanla iftar vaktini beklerler.





İncir Tatlısı

Derler ki incir eski zamanlarda Tanrıların yiyeceğiymiş. Bereket Tanrıçası Kibele’nin ağacının incir ağacı olduğu söylenir. İncir pek çok uygarlıkta ve pek çok kültürde büyük önem görmüş, kutsal kabul edilmiş ve türlü hastalıklara şifa olmuş çok güzel bir meyvedir. Bu güzelim meyve ne şanslıyız ki ülkemizde bol bol mevcut. Aydın inciri; hem kalitesi hem de lezzetiyle Dünya’da bile aranan bir tür. Üstelik de kurutulmuş incir bize bu güzelim meyveyi yaz-kış doyasıya yeme imkanı sunuyor.

Siz de eski zamanlardaki Tanrılar gibi görkemli bir sofra için incir tatlısını kesinlikle denemelisiniz. İçerisindeki ceviz-tarçın-incir üçlüsünün, etrafa yaydığı koku bile size kendinizi mükemmel hissettirecek. Üstündeki kahveli şerbetin verdiği aroma damağınızda bir lezzet patlaması yaratırken, yüzünüze de kocaman bir gülümseme yayılmasına sebep oluyor. Garantili mutluluk vaad eden incir tatlısını deneyin. Pişman olmayacaksınız.





Sütlaç

Ülkemizde genellikle Ramazan aylarında iftardan sonra mideyi rahatlattığı ve hafif bir tatlı olduğu için tercih edilir. Sütlaç, kaselere paylaştırılıp soğuduğunda tüketilebileceği gibi, toprak kaplara paylaştırıldıktan sonra üzerinin kızarması için biraz fırında pişirilerek ve yine soğutularak da tüketilebilir. Toprak kapların içinde üstünün hafif yanık olmasıyla elde edilen renk uyumunun sağladığı ahenk iştahımızı kabartan faktörlerdendir. Siz kaşığı kaplara daldırdıkça sizi karşılayan pirinç taneleri mutluluğunuzu katlayacaktır.